Yeni bir iş kurarken girişimcilerin karşısına çıkan en kritik sorulardan biri şudur: Marka tescili şahıs adına mı yoksa şirket adına mı yapılmalı?
Bu soru yalnızca hukuki bir tercih değil; aynı zamanda vergi planlaması, ortaklık yapısı, yatırım süreçleri ve gelecekte doğabilecek uyuşmazlıklar açısından stratejik bir karardır.
Bu makalede, şahıs adına marka tescili ile şirket adına marka tescilinin avantajlarını ve dezavantajlarını, farklı senaryolar üzerinden ele alacak; özellikle yeni kurulan işletmeler, start-up’lar, aile şirketleri ve ortaklı yapılar için hangi seçeneğin daha doğru olabileceğini detaylı şekilde inceleyeceğiz.
Marka Tescili Neden Bu Kadar Önemlidir?
Marka, bir işletmenin en değerli maddi olmayan varlığıdır. Ürün veya hizmetler zamanla değişebilir; ancak marka, güvenin ve bilinirliğin taşıyıcısıdır.
Marka tescili;
- Üçüncü kişilerin aynı veya benzer markayı kullanmasını engeller
- Hukuki koruma sağlar
- Lisanslama ve franchising gelirlerinin önünü açar
- Yatırım ve şirket değerlemesinde kritik rol oynar
Bu nedenle “tescil edelim de kimin adına olursa olsun” yaklaşımı, ileride ciddi mali ve hukuki riskler doğurabilir.
Şahıs Adına Marka Tescili Nedir?
Şahıs adına marka tescili, markanın gerçek kişi (birey) üzerine tescil edilmesi anlamına gelir. Şirket kurulmuş olsun ya da olmasın, marka bireyin mülkiyetindedir.
Şahıs Adına Marka Tescilinin Avantajları
1. Şirketten Bağımsız Koruma Sağlar
Şirket kapansa, iflas etse veya faaliyetini durdursa bile marka, şahsın mülkiyetinde kalır. Bu durum özellikle yeni girişimler için önemlidir.
2. Ortaklık Risklerine Karşı Güvence
İleride kurulacak şirketlerde veya ortaklıklarda, markanın şahsa ait olması, olası ortak ayrılıklarında büyük avantaj sağlar. Marka “ortak malı” haline gelmez.
3. Lisanslama Esnekliği
Şahıs, markayı kendi şirketine veya üçüncü kişilere lisanslayabilir. Bu durum özellikle birden fazla şirkette aynı markanın kullanılması planlanıyorsa stratejik avantaj yaratır.
4. Yeni Kurulan Girişimler İçin Düşük Riskli Başlangıç
Henüz şirket yapısı netleşmemiş, ortaklık görüşmeleri devam eden girişimler için şahıs adına tescil daha kontrollü bir başlangıç sunar.
Şahıs Adına Marka Tescilinin Dezavantajları
1. Vergisel Sonuçlar
Marka daha sonra şirkete devredilirse, bu devir harca ve olası vergi yüklerine konu olabilir.
2. Kurumsal Algı Zayıflığı
Yatırımcılar ve büyük iş ortakları, markanın şahıs adına olmasını bazen kurumsallık açısından olumsuz değerlendirebilir.
3. Şirket Değerlemesini Zorlaştırabilir
Marka şirket aktifinde yer almadığı için, şirketin maddi olmayan varlık değeri düşük görünebilir.
Şirket Adına Marka Tescili Nedir?
Şirket adına marka tescili, markanın tüzel kişi (Ltd. Şti., A.Ş. vb.) adına tescil edilmesidir. Marka, şirketin aktifinde yer alan bir varlık olur.
Şirket Adına Marka Tescilinin Avantajları
1. Kurumsal Sahiplik ve Güçlü Algı
Markanın şirket adına olması, müşteriler ve yatırımcılar nezdinde daha profesyonel bir izlenim yaratır.
2. Şirket Değerini Artırır
Marka, şirketin maddi olmayan duran varlığı olarak bilançoda yer alır. Bu durum özellikle yatırım, birleşme ve satış süreçlerinde büyük avantaj sağlar.
3. Vergisel Planlama Avantajları
Marka lisans gelirleri veya satış işlemleri şirket bünyesinde daha sistematik şekilde yönetilebilir.
4. Tek Çatı Altında Yönetim
Marka ile ilgili tüm hukuki işlemler (itiraz, dava, lisans, devir) doğrudan şirket tarafından yürütülür.
Şirket Adına Marka Tescilinin Dezavantajları
1. Ortaklık Ayrılıklarında Risk
Ortaklardan biri ayrıldığında, marka şirket bünyesinde kaldığı için ciddi uyuşmazlıklar çıkabilir. Marka, fiilen markayı yaratan kişi açısından “elinden çıkmış” olabilir.
2. Şirketin Mali Risklerine Maruz Kalır
Şirketin borçları, hacizleri veya iflası durumunda marka da risk altına girer.
3. Şirket Kapanırsa Marka da Tehlikeye Girer
Şirket tasfiye edildiğinde marka da tasfiye kapsamına girer.
Yeni Kurulan İşletmeler İçin Hangisi Daha Mantıklı?
Bu sorunun tek bir doğru cevabı yoktur. Ancak bazı genel stratejik yaklaşımlar vardır:
Şahıs Adına Tescil Daha Uygun Olan Durumlar
- Ortaklık yapısı henüz net değilse
- Girişim henüz test aşamasındaysa
- İleride farklı şirketlerde aynı markanın kullanılması planlanıyorsa
- Marka, kişisel bilgi birikimi veya kişisel itibarla özdeşleşiyorsa
Şirket Adına Tescil Daha Uygun Olan Durumlar
- Ortaklık yapısı net ve güvenliyse
- Yatırım alma hedefi varsa
- Marka doğrudan şirket organizasyonu ile yaratılıyorsa
- Uzun vadeli kurumsal büyüme hedefleniyorsa
En Güvenli Yol: Stratejik Marka Sahipliği Planlaması
Birçok profesyonel yapıda hibrit bir strateji uygulanır:
- Marka önce şahıs adına tescil edilir
- Ardından şirket ile lisans sözleşmesi yapılır
- Gerekli olgunluğa ulaşıldığında kontrollü şekilde şirkete devredilir
Bu yöntem, hem kontrolü korur hem de kurumsal yapıya geçişi güvenli hale getirir.
Sonuç: Marka Tescili Hukuki Değil, Stratejik Bir Karardır
“Şahıs adına mı, şirket adına mı tescil?” sorusu basit bir başvuru sorusu değildir.
Bu karar;
- Ortaklık yapınızı
- Vergi planlamanızı
- Yatırım potansiyelinizi
- Gelecekteki hukuki risklerinizi
doğrudan etkiler.
Bu nedenle marka tescili süreci, yalnızca başvuru yapmakla sınırlı olmamalı; stratejik planlama hizmeti ile birlikte ele alınmalıdır.
Doğru kurgulanmış bir marka sahipliği yapısı, ileride onarılamayacak hataların önüne geçer ve markanızı gerçek bir değere dönüştürür.
Markanızı kimin adına tescil ettireceğinizden emin değil misiniz?
İş modelinize ve hedeflerinize en uygun marka stratejisini birlikte belirlemek için bizimle iletişime geçin. Ekrandaki whatsapp ikonuna tıklayarak hemen bilgi alabilir veya ayrıntılı bilgi almak için 0216 553 22 23 telefon üzerinden bizimle iletişime geçebilir. İletişim bilgilerimiz için tıklayın.

