WhatsApp için hemen ikona tıklayın

Marka

Marka (133)

Marka ile ilgili soruları burada bulabilirsiniz :

Tescil Başvurusu Yaptıktan Sonra Markama İtiraz Gelirse

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Marka tescil süreci, çoğu girişimci ve işletme sahibi için heyecan verici olduğu kadar streslidir. Başvuru yapıldıktan sonra “artık iş tamam” düşüncesi yaygındır. Ancak uygulamada en çok panik yaratan durum şudur:
“Marka başvuruma itiraz geldi.”

Bu noktada akla hemen şu sorular gelir:
Markam reddedilecek mi?
Bunca emek ve masraf boşa mı gitti?
İtiraza karşı bir şey yapabilir miyim?

Bu makalede, marka başvurusu sonrasında gelen itirazların ne anlama geldiğini, nasıl değerlendirildiğini, itirazlara karşı savunmanın (karşı görüş) süreci nasıl etkilediğini ve en önemlisi doğru stratejiyle şansın nasıl ciddi şekilde artırılabileceğini tüm yönleriyle ele alacağız.

Marka Tescilinde “İtiraz” Nedir?

Türk Patent ve Marka Kurumu’na (TÜRKPATENT) yapılan marka başvuruları, şekli ve mutlak ret nedenleri yönünden incelendikten sonra Resmî Marka Bülteni’nde yayımlanır.

Bu yayın, üçüncü kişilere şu hakkı tanır:

“Bu marka, benim daha önceki markama benziyor ve haklarımı ihlal ediyor” diyerek itiraz etme hakkı.

Yani itiraz, çoğunlukla:

  • Daha önce tescilli veya başvurusu yapılmış bir markaya sahip olan kişi ya da şirketlerden gelir.
  • Rekabeti, karıştırılma ihtimalini veya tanınmışlık iddiasını temel alır.

Önemli nokta şudur:

İtiraz gelmesi, markanızın otomatik olarak reddedileceği anlamına gelmez.

İtiraz Geldiğinde İlk Yapılmaması Gereken Hata: Panik

İtiraz yazısını alan birçok başvuru sahibi şu hataları yapar:

  • Hiç savunma yapmadan sürenin geçmesini bekler
  • “Nasıl olsa haklıyım” diyerek dosyayı ciddiye almaz
  • Duygusal tepkilerle yanlış ve zayıf savunmalar sunar
  • Profesyonel destek almadan süreci yürütmeye çalışır

Oysa itiraz süreci, hukuki ve stratejik bir mücadeledir. Doğru yönetildiğinde, başvurunun kabul edilmesi son derece mümkündür.

İtiraz Geldikten Sonra Ne Kadar Sürem Var?

TÜRKPATENT sistemine göre:

  • İtiraz size tebliğ edildikten sonra
  • 1 ay içinde karşı görüş (savunma) sunma hakkınız vardır

Bu süre kesindir ve uzatılamaz.

Bu nedenle:

  • Süre takibi hayati önemdedir
  • Savunmanın son güne bırakılması ciddi risk oluşturur

Karşı Görüş (Savunma) Nedir?

Karşı görüş, itiraz eden tarafa ve Kuruma hitaben yazılan, itirazın neden yerinde olmadığını hukuki ve teknik gerekçelerle açıklayan resmi bir metindir.

İyi hazırlanmış bir karşı görüşte genellikle şu unsurlar bulunur:

  • Markalar arasındaki görsel, işitsel ve anlamsal farklar
  • Hitap edilen tüketici kitlesinin dikkat düzeyi
  • Sınıfların ve faaliyet alanlarının fiili çakışıp çakışmadığı
  • Markanın ayırt edicilik gücü
  • İtiraz eden markanın kapsamının sınırları
  • Gerekirse Yargıtay ve TÜRKPATENT emsal kararları

Kısacası karşı görüş, “Ben haklıyım” demek değil;

Neden haklı olduğunuzu hukuki dilde ispat etmektir.

Savunma Yapmak Gerçekten Sonucu Değiştirir mi?

Bu soru en sık sorulan sorudur ve cevabı nettir:
Evet, ciddi şekilde değiştirir.

Uygulamada:

  • Savunma yapılmayan dosyalar büyük oranda reddedilir
  • Zayıf ve teknik bilgi içermeyen savunmalar etkisiz kalır
  • Profesyonelce hazırlanmış karşı görüşlerde kabul oranı belirgin şekilde yükselir

Çünkü TÜRKPATENT:

  • Tarafların sunduğu argümanları dikkate alır
  • Otomatik değil, dosya bazlı değerlendirme yapar

Yani itiraz, kesin bir son değil, doğru savunmayla aşılabilir bir engeldir.

Her İtiraz Haklı mıdır?

Hayır. Uygulamada pek çok itiraz:

  • Aşırı geniş yorumlara dayanır
  • Sırf “önünü kesmek” amacıyla yapılır
  • Karıştırılma ihtimali somut olarak ortaya konulamaz
  • Tanınmışlık iddiasını ispatlayamaz

Bu tür itirazlar, iyi hazırlanmış bir savunma ile çoğu zaman bertaraf edilir.

Ancak bunun için:

  • Markalar arası farkların doğru analiz edilmesi
  • Sınıf ve alt grupların teknik olarak değerlendirilmesi
  • İtirazın hukuki dayanağının zayıf noktalarının tespit edilmesi gerekir

Savunma Sonrası Süreç Nasıl İlerler?

Karşı görüş sunulduktan sonra:

  1. TÜRKPATENT itiraz ve savunmayı birlikte inceler
  2. Dosya üzerinden değerlendirme yapılır
  3. Kurum:
    • İtirazı tamamen reddedebilir (başvurunuz kabul edilir)
    • İtirazı kısmen kabul edebilir (bazı sınıflar çıkarılabilir)
    • İtirazı kabul edebilir (başvuru reddedilir)

Burada kritik olan şudur:

Sonucun büyük kısmı savunmanın kalitesiyle doğrudan ilişkilidir.

“Nasıl Olsa Reddedilir” Düşüncesi Neden Yanlış?

Birçok marka sahibi, itiraz geldiğinde şu psikolojiye girer:

“Karşı taraf büyük firma, kesin kazanır.”

Bu düşünce çoğu zaman yanlıştır. Çünkü:

  • Marka hukuku “büyüklük” değil hukuki hak üzerinden işler
  • Tanınmışlık iddiası belgeyle ispatlanmak zorundadır
  • Benzerlik değerlendirmesi subjektif değil, kriterlere bağlıdır

Dolayısıyla, dosya baştan kaybedilmiş değildir.

Profesyonel Destek Neden Bu Aşamada Kritik?

İtiraza karşı savunma:

  • Dilekçe yazmaktan ibaret değildir
  • Hukuki yorum, emsal bilgisi ve strateji gerektirir
  • Tek bir yanlış cümle bile dosyanın kaderini etkileyebilir

Bu nedenle marka itiraz süreci:

  • Deneme-yanılma yapılacak bir alan değildir
  • “Sonradan düzeltiriz” denebilecek bir süreç hiç değildir

Sonuç: İtiraz Bir Tehdit Değil, Yönetilmesi Gereken Bir Süreçtir

Marka başvurunuza itiraz gelmesi:

  • Sürecin bittiği anlamına gelmez
  • Markanızın zayıf olduğu anlamına gelmez
  • Doğru savunmayla aşılmayacak bir engel değildir

Asıl önemli olan:

  • Süreyi kaçırmamak
  • Dosyayı ciddiye almak
  • Savunmayı stratejik ve profesyonel şekilde hazırlamaktır

Marka başvurunuza itiraz geldiyse süreci şansa bırakmayın.
İtirazlara karşı doğru savunma için Meslek Patent ve uzmanlarımıza danışabilirsiniz. Ekrandaki whatsapp ikonuna tıklayarak hemen bilgi alabilir veya ayrıntılı bilgi almak için 0216 553 22 23 telefon üzerinden bizimle iletişime geçebilir. İletişim bilgilerimiz için tıklayın[...]

Read more
 54

Farklı Sektörde Aynı Markayı Kullanmak

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Farklı Bir Sektördeki Markanın Aynısını Kendi Sektörümde Kullanabilir miyim?

Marka tesciliyle ilgilenen herkesin mutlaka sorduğu, hatta çoğu zaman yanlış varsayımlarla cevapladığı kritik bir soru vardır:

“Bir marka başka bir sektörde tescilliyse, ben aynı markayı kendi sektörümde kullanabilir miyim?”

Örneğin:
“X” markası mobilya sektöründe tescilliyse,
ben “X” markasını gıda sektöründe kullanabilir miyim?

Bu soru, marka hukukunun en temel ama aynı zamanda en yanıltıcı alanlarından birine temas eder:
sınıfsal koruma ve tanınmış marka istisnası.

Bu makalede;

  • Markaların sınıf sistemi nasıl çalışır?

  • “Aynı marka, farklı sektör” gerçekten mümkün mü?

  • Hangi durumlarda mümkün değildir?

  • Tanınmış markalar neden her sektörde engel çıkarır?

  • Yanlış varsayımlar hangi riskleri doğurur?

tüm yönleriyle ele alacağız.

Marka Tescilinde “Sınıf” Ne Anlama Gelir?

Marka tescilleri, Nice Sınıflandırması adı verilen uluslararası bir sistemle yapılır.
Bu sistemde:

  • 45 farklı sınıf vardır
  • 1–34 arası: Mal sınıfları
  • 35–45 arası: Hizmet sınıfları

Örneğin:

  • Mobilya → Sınıf 20
  • Gıda ürünleri → Sınıf 29, 30, 31
  • Restoran hizmetleri → Sınıf 43

Marka tescili, seçilen sınıflarla sınırlı bir koruma sağlar.

İşte bu noktada birçok kişi şu sonuca atlar:

“O zaman başka sınıfta aynısını kullanabilirim.”

Ama iş o kadar basit değildir.

Genel Kural: Evet, Ama Şartlı

Marka hukukunun genel kuralı şudur:

Bir marka, tescilli olduğu sınıflar ve bunlarla ilişkili sınıflar bakımından korunur.

Yani:

  • Mobilya sınıfında tescilli bir marka
  • Gıda sınıfında otomatik olarak koruma sağlamaz

Bu nedenle, ilk bakışta:

  • “X” mobilya markası varken
  • “X” gıda markası teorik olarak mümkün gibi görünür

Ancak burada devreye iki kritik istisna girer:

  1. Sektörel ilişki (bağlantı)
  2. Tanınmış marka

1. Sektörler Gerçekten Birbirinden Bağımsız mı?

Sınıflar farklı olsa bile, bazı sektörler hukuken ilişkili kabul edilir.

Örneğin:

  • Gıda ürünleri (29–30)
  • Restoran hizmetleri (43)

Teknik olarak farklı sınıflardır, ama:

  • Aynı tüketici kitlesine hitap eder
  • Aynı ticari kaynaktan gelmesi beklenebilir

Bu durumda:

“Farklı sınıf” savunması çoğu zaman işe yaramaz.

Örnek Senaryo

“X” markası:

  • Paketli gıda ürünleri için tescilli

Siz:

  • “X” adıyla restoran açmak istiyorsunuz

Sınıflar farklı olsa bile:

  • Tüketici, restoranın gıda markasıyla bağlantılı olduğunu düşünebilir

Sonuç:

  • Karıştırılma ihtimali oluşur
  • İtiraz veya ret riski yükselir

2. Asıl Büyük Engel: Tanınmış Marka

Şimdi işin en kritik ve en çok yanılgıya düşülen kısmına gelelim.

Tanınmış Marka Nedir?

Tanınmış marka:

  • Toplumun geniş bir kesimi tarafından bilinen
  • Belirli bir kalite ve imajla özdeşleşmiş
  • Sadece kendi sektöründe değil, genel bilinirliğe sahip markadır

Örnekler:

  • Apple
  • Nike
  • Coca-Cola
  • Mercedes

Bu markalar için sınıf sınırı neredeyse anlamını yitirir.

Tanınmış Markalar Neden Her Sektörde Engel Olur?

Çünkü hukuk şunu söyler:

Tanınmış bir markanın itibarı, başka bir sektörde haksız şekilde sömürülemez.

Yani:

  • Apple bilgisayar üretiyor diye
  • “Apple” adıyla zeytinyağı satamazsınız

Neden?

  • Çünkü tüketici zihninde bağ kurulabilir
  • Markanın itibarı istismar edilmiş olur
  • Tanınmış markanın ayırt ediciliği zedelenir

Bu durumda:

  • Sınıf farklılığı hiçbir koruma sağlamaz

“Ama Ben Kopyalamıyorum, Sadece Aynı İsim” Savunması Yeterli mi?

Hayır.

Marka hukukunda önemli olan:

  • Niyet değil, etkidir

Eğer:

  • Aynı isim kullanımı
  • Tanınmış markanın çağrışımını doğuruyorsa

“Ben kötü niyetli değildim” savunması genellikle dikkate alınmaz.

Tanınmış Olmayan Markalarda Durum Daha mı Rahat?

Evet, ama yine de otomatik değil.

Eğer bir marka:

  • Çok dar bir sektörde kullanılıyorsa
  • Yerel veya sınırlı bilinirliğe sahipse
  • Başka sektörlerle bağlantısı yoksa

o zaman farklı sınıflarda aynı ibarenin birlikte var olması mümkündür.

Türkiye’de bunun birçok örneği vardır:

  • Aynı isimle farklı sektörlerde faaliyet gösteren firmalar
  • Hukuken birbiriyle çakışmayan markalar

Ama bu durum her zaman detaylı analiz gerektirir.

En Büyük Yanılgı: “Tescilli Değilse Kullanırım”

Bir markanın:

  • Tescilli olmaması
  • Veya sizin sınıfınızda tescilli olmaması

o markanın engel olmayacağı anlamına gelmez.

Şu unsurlar da dikkate alınır:

  • Uzun süreli fiili kullanım
  • Ticaret unvanı
  • Tanınmışlık iddiası
  • Önceye dayalı haklar

Bu nedenle sadece sicile bakarak karar vermek, ciddi risk yaratır.

Peki Doğru Karar Nasıl Verilir?

Bu sorunun cevabı tek kelimeyle özetlenebilir:

Profesyonel Marka Benzerlik ve Çakışma Analizi

Bu analizde şunlar değerlendirilir:

  • Markaların görsel, işitsel ve kavramsal benzerliği
  • Sınıflar arası ilişki
  • Tüketici algısı
  • Tanınmışlık riski
  • Olası itiraz senaryoları

Bu yapılmadan:

  • “Farklı sektör, sorun olmaz” demek
  • En sık yapılan ve en pahalıya patlayan hatadır

Sonuç: Evet Mümkün, Ama Sandığınız Kadar Kolay Değil

“Farklı bir sektördeki markanın aynısını kendi sektörümde kullanabilir miyim?” sorusunun gerçek cevabı şudur:

Evet, bazı durumlarda mümkündür.
Ama bu, otomatik bir hak değildir.

Sınıf farkı:

  • Bir avantajdır
  • Ama mutlak koruma değildir

Tanınmış markalar:

  • Sektör tanımaz
  • Sınıf dinlemez

Bu nedenle doğru strateji:

  • Önce analiz
  • Sonra başvuru
  • En son yatırım

olmalıdır.

Marka seçiminizi varsayımlarla değil, analizle yapın.
Sınıf ve tanınmış marka risklerini görmek için Meslek Patent ve uzmanlarımıza danışabilirsiniz. Ekrandaki whatsapp ikonuna tıklayarak hemen bilgi alabilir veya ayrıntılı bilgi almak için 0216 553 22 23 telefon üzerinden bizimle iletişime geçebilir. İletişim bilgilerimiz için tıklayın[...]

Read more
 55

Tescilli Markayı 5 Yıl Kullanmamak

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Tescilli Markamı 5 Yıl Boyunca Hiç Kullanmazsam Ne Olur?

Marka tescil belgesini eline alan birçok kişi şu düşünceye kapılır:
“Artık markam sonsuza kadar benim. Kimse dokunamaz.”

Ne yazık ki bu düşünce tamamen doğru değildir.

Marka tescili, size sınırsız ve koşulsuz bir koruma sağlamaz.
Aksine, marka hukukunda çok kritik bir ilke vardır:

Marka tescili tek başına yeterli değildir; markanın kullanılması gerekir.

Bu makalede, tescilli bir markanın 5 yıl boyunca hiç kullanılmaması halinde ne olacağını, “kullanmama nedeniyle iptal” kavramını, rakiplerin bu durumu nasıl fırsata çevirebileceğini ve markanızı nasıl güvence altına alabileceğinizi detaylı şekilde ele alacağız.

Marka Tescili Gerçekten Ne Sağlar?

Önce temel bir yanılgıyı düzeltelim.

Marka tescili:

  • Size mutlak ve ebedi bir mülkiyet hakkı vermez
  • Markayı “kasaya koyup” bekletebileceğiniz bir belge değildir
  • Aktif kullanım varsayımı üzerine kuruludur

Marka hukuku, markayı ticari hayatta kullanılan bir işaret olarak görür.
Kullanılmayan bir markanın, hukuken korunmaya devam etmesi beklenmez.

5 Yıl Kuralı Nedir?

Türk marka hukukunda (SMK – 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu) çok net bir düzenleme vardır:

Tescilli bir marka, tescil tarihinden itibaren 5 yıl boyunca Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmazsa, iptale konu olabilir.

Burada altı çizilmesi gereken iki kritik kavram vardır:

  1. 5 yıl
  2. Ciddi kullanım

“Kullanmama Nedeniyle İptal” Ne Demektir?

Kullanmama nedeniyle iptal, markanın:

  • Tescilli olmasına rağmen
  • Ticari hayatta fiilen kullanılmaması durumunda
  • Üçüncü kişilerin talebiyle
  • Hükümsüz hale getirilmesidir

Yani marka otomatik olarak düşmez.
Ama her an hedef haline gelir.

Kimler Markamın İptalini Talep Edebilir?

Bu noktada birçok kişi şaşırır.

Markanızın iptalini:

  • Rakipleriniz
  • Aynı veya benzer markayı kullanmak isteyen kişiler
  • Yeni başvuru yapıp sizin markanıza takılan girişimciler

talep edebilir.

Özellikle şu senaryo çok yaygındır:

Bir kişi, sizin tescilli ama kullanılmayan markanızla benzer bir marka tescil ettirmek ister.
Sizin markanız engel oluşturur.
Bunun üzerine “kullanmama nedeniyle iptal” talebiyle harekete geçer.

İşte bu noktada, yıllardır “hiç dokunmadığınız” marka bir anda en zayıf noktanız haline gelir.

Marka Kendiliğinden Düşer mi?

Hayır.

Marka:

  • 5 yıl kullanılmasa bile
  • Kendiliğinden sicilden silinmez
  • Tescil kaydı durmaya devam eder

Ancak bu durum, markanın güvende olduğu anlamına gelmez.

İptal mekanizması:

  • Bir talep üzerine işler
  • Talep geldiği anda, kullanım ispatı gündeme gelir

“Ben Kullanmıyordum Ama Kimse De Şikâyet Etmedi” Yanılgısı

Birçok marka sahibi şu cümleyi kurar:

“Yıllardır markayı kullanmıyorum ama bugüne kadar sorun çıkmadı.”

Bu, hukuki bir güvence değildir.
Bu sadece henüz hedef alınmadığınız anlamına gelir.

Marka hukuku:

  • Pasif değil
  • Reaktif çalışır

Birisi menfaat gördüğü anda, markanız gündeme gelir.

Ciddi Kullanım Ne Demektir?

En kritik noktalardan biri de budur.

Her kullanım, “kullanım” sayılmaz.

Ciddi kullanım:

  • Ticari amaçlı olmalıdır
  • Sembolik veya göstermelik olmamalıdır
  • Süreklilik arz etmelidir
  • İlgili mal veya hizmetlerle bağlantılı olmalıdır

Örneğin:

  • Sadece bir fatura kesmek
  • Sırf iptalden kurtulmak için bir broşür bastırmak
  • Web sitesini açıp kapatmak

çoğu zaman yetersiz kullanım olarak değerlendirilir.

Kullanımı Nasıl İspatlamak Gerekir?

İptal talebi geldiğinde marka sahibine şu soru sorulur:

“Bu markayı son 5 yıl içinde nasıl kullandın?”

Bu soruya şu belgelerle cevap verilebilir:

  • Faturalar
  • E-arşiv kayıtları
  • Satış sözleşmeleri
  • Web sitesi ekran görüntüleri
  • Sosyal medya paylaşımları
  • Reklamlar
  • Ambalaj örnekleri

Belgelenemeyen kullanım, hukuken yok hükmündedir.

Markayı Kullanmadım Ama Haklı Bir Sebebim Vardı

Kanun, istisnai durumları da kabul eder.

Örneğin:

  • Yasal engeller
  • İthalat yasakları
  • Mücbir sebepler
  • Devlet kaynaklı izin sorunları

Ancak:

  • Ekonomik zorluklar
  • “Henüz planlıyordum”
  • “Yatırımcı bekliyordum”

genellikle haklı sebep sayılmaz.

Rakipler Bu Durumu Nasıl Fırsata Çevirir?

Deneyimli rakipler veya danışmanlı çalışan girişimciler şu yolu izler:

  1. Sektörde boşta duran ama tescilli markaları tespit eder
  2. Bu markaların fiilen kullanılmadığını analiz eder
  3. İlgili marka için iptal talebi başlatır
  4. Marka düştükten sonra:
    • Kendi adına tescil eder
    • Ya da yoluna devam eder

Yani kullanılmayan marka, rakipler için kilit açan bir anahtar haline gelir.

Markamı Korumak İçin Ne Yapmalıyım?

En temel stratejiler şunlardır:

1. Markayı Gerçekten Kullanın

Tescil, kullanım içindir; kullanım, korumanın temelidir.

2. Kullanımı Belgeleyin

“Nasıl olsa kullanıyorum” demek yetmez.
Belgeleri saklamak hayati önemdedir.

3. Gerekirse Lisanslayın

Kendiniz kullanmıyorsanız:

  • Başka bir şirkete
  • Grup şirketine
  • İş ortağına

lisans vererek kullanım şartını sağlayabilirsiniz.

4. Portföyünüzü Stratejik Yönetin

Her tescil edilen markayı sonsuza kadar tutmak zorunda değilsiniz.
Kullanılmayan markalar, risk üretir.

Sonuç: Tescil Bir Başlangıçtır, Son Değil

“Tescilli markamı 5 yıl boyunca hiç kullanmazsam ne olur?” sorusunun cevabı şudur:

Marka düşmez, ama düşürülebilir.

Ve bu risk:

  • Sessizdir
  • Yıllarca bekler
  • Uygun anda ortaya çıkar

Marka tescili bir kalkan değildir;
aktif kullanıldığında işe yarayan bir zırhtır.

Markanızı sadece tescil etmek yetmez, korumak gerekir.
Kullanım, lisans ve marka stratejiniz için Meslek Patent ve uzmanlarımıza danışabilirsiniz. Ekrandaki whatsapp ikonuna tıklayarak hemen bilgi alabilir veya ayrıntılı bilgi almak için 0216 553 22 23 telefon üzerinden bizimle iletişime geçebilir. İletişim bilgilerimiz için tıklayın[...]

Read more
 92

Kendi Adımı ve Soyadımı Marka Olarak Tescil Ettirebilir miyim?

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Kendi Adımı ve Soyadımı Marka Olarak Tescil Ettirebilir miyim?

Kendi adını ve soyadını bir marka haline getirmek, özellikle son yıllarda oldukça yaygın bir strateji haline geldi.
Tasarımcılar, mimarlar, doktorlar, diyetisyenler, danışmanlar, eğitmenler, influencer’lar ve hatta akademisyenler şu soruyu sıkça soruyor:

“Kendi adımı ve soyadımı marka olarak tescil ettirebilir miyim?”

Bu soru basit gibi görünse de, marka hukuku açısından birçok istisna ve kritik detay barındırır.
Özellikle isim çok yaygınsa (örneğin Mehmet Aydın, Ahmet Yılmaz gibi) ya da aynı isimde daha önce yapılmış bir marka tescili varsa, süreç karmaşık hale gelebilir.

Bu makalede, ad–soyad marka tescilinin mümkün olup olmadığını, hangi şartlarda reddedilebileceğini, yaygın isimlerde nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini ve en güvenli stratejileri detaylı şekilde ele alacağız.

Ad ve Soyad Marka Olarak Tescil Edilebilir mi?

Kısa cevap:
Evet, ad ve soyad marka olarak tescil edilebilir.

Ancak bu “her durumda ve koşulsuz” bir evet değildir.

Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde yapılan değerlendirmelerde, ad–soyad markaları için şu temel soru sorulur:

Bu isim, ilgili mal veya hizmetler bakımından ayırt edici mi?

Eğer ayırt edicilik yoksa, başvuru reddedilebilir veya ciddi itiraz riskleri doğabilir.

Ayırt Edicilik Ne Demektir?

Marka hukukunda ayırt edicilik, bir işaretin (isim, kelime, logo vb.):

  • Başkalarınınkinden ayırt edilebilir olması
  • Tüketici nezdinde belirli bir ticari kaynağı çağrıştırması

anlamına gelir.

Ad–soyadlar açısından bakıldığında:

  • Nadir ve özgün isimler genellikle ayırt edici kabul edilir
  • Çok yaygın isimler ise ayırt edicilik sorunu yaşayabilir

Yaygın İsimlerde (Örn: Mehmet Aydın) Ne Olur?

En çok merak edilen konu tam olarak budur.

“Benim adım Mehmet Aydın, bunu marka olarak tescil ettirebilir miyim?”

Cevap:
Tek başına ve her sınıfta olmak üzere tescil ettirmek genellikle zordur.

Çünkü:

  • Mehmet Aydın ismi Türkiye’de çok yaygındır
  • Aynı isimle faaliyet gösteren çok sayıda kişi olabilir
  • Tüketici nezdinde belirli bir kaynağa işaret etmesi zorlaşır

Bu durumda TÜRKPATENT, markayı ayırt edici bulmayabilir veya üçüncü kişilerden itiraz gelmesi çok muhtemel olur.

Yaygın İsimlerde Hangi Stratejiler Uygulanır?

Yaygın isimlerde ad–soyadı doğrudan marka olarak tescil ettirmek yerine, ayırt ediciliği artıran stratejiler uygulanır.

1. İsim + Ek İfade Kullanımı

Örneğin:

  • Mehmet Aydın Design
  • Mehmet Aydın Clinic
  • Mehmet Aydın Danışmanlık
  • Mehmet Aydın Architects

Bu tür ekler, markayı hem daha ayırt edici hale getirir hem de faaliyet alanını netleştirir.

2. Logo ile Birlikte Tescil

Sadece kelime markası yerine:

  • Özgün bir logo
  • Tipografi
  • Grafik unsur

ile birlikte yapılan başvurular, kabul şansını artırabilir.

Ancak unutulmamalıdır:

Logo tescili, kelime üzerindeki mutlak hakkı her zaman sağlamaz.

3. Belirli Sınıflarla Sınırlı Başvuru

Yaygın bir isim, her sınıfta sorun çıkarabilir;
ancak çok spesifik bir hizmet sınıfında kabul edilebilir.

Örneğin:

  • Bir “Mehmet Aydın” adı, tıbbi danışmanlıkta tescil edilebilirken
  • Aynı isim giyim sektöründe reddedilebilir

Bu nedenle sınıf seçimi, ad–soyad markalarında kritik önemdedir.

Aynı İsimde Daha Önce Tescil Varsa Ne Olur?

Bu durumda sık yapılan yanlış varsayım şudur:

“Benim adım bu, başkası nasıl tescil ettirmiş olabilir?”

Marka hukuku, nüfus kaydına değil, ticari kullanıma bakar.

Eğer:

  • Aynı veya benzer isimde
  • Aynı veya ilişkili sınıflarda
  • Önceden yapılmış bir marka tescili varsa

sizin başvurunuz:

  • İtirazla karşılaşabilir
  • Kısmen veya tamamen reddedilebilir

Bu durum, o ismin gerçekten sizin adınız olması gerçeğini değiştirmez.

“Ama Ben Gerçek Kişiyim” Savunması Yeterli mi?

Hayır, tek başına yeterli değildir.

Evet, Türk hukukunda gerçek kişilerin kendi adını kullanma hakkı vardır.
Ancak bu hak:

  • Ticari marka tescilinde sınırsız değildir
  • Başkalarının kazanılmış marka haklarını otomatik olarak bertaraf etmez

Özellikle kötü niyet olmaksızın daha önce tescil edilmiş bir markaya karşı,
“bu benim adım” savunması her zaman başarılı olmaz.

Kendi Adını Markalaştırmak Kimler İçin Daha Uygundur?

Ad–soyad marka stratejisi özellikle şu meslek grupları için çok uygundur:

  • Moda tasarımcıları
  • Mimarlar ve iç mimarlar
  • Doktorlar ve diş hekimleri
  • Psikologlar ve terapistler
  • Danışmanlar ve eğitmenler
  • Sanatçılar ve yazarlar

Bu alanlarda isim, doğrudan kişisel itibarla ilişkilidir ve marka değeri zamanla kişinin kendisiyle büyür.

En Büyük Hata: Ön Araştırma Yapmadan Başvurmak

Ad–soyad markalarında en sık yapılan hata şudur:

  • “Bu benim adım, sorun olmaz” düşüncesiyle
  • Ön araştırma yapılmadan başvuru yapılması

Oysa profesyonel bir Marka Benzerlik Araştırması yapılmadan atılan her adım:

  • Reddedilme riskini
  • Boşa giden başvuru masraflarını
  • Zaman kaybını

beraberinde getirir.

Sonuç: Evet, Ama Stratejiyle

“Kendi adımı ve soyadımı marka olarak tescil ettirebilir miyim?” sorusunun gerçek cevabı şudur:

Evet, ama doğru stratejiyle.

Her isim:

  • Her sınıfta
  • Her koşulda
  • Sorunsuz şekilde

tescil edilemez.

Başarılı bir ad–soyad marka tescili için:

  • Ayırt edicilik analizi
  • Sınıf stratejisi
  • Gerekirse isim varyasyonu
  • Profesyonel hukuki öngörü

şarttır.

İsminizi güçlü bir markaya dönüştürmek istiyorsanız
doğru strateji için Meslek Patent ve uzmanlarımıza danışabilirsiniz. Ekrandaki whatsapp ikonuna tıklayarak hemen bilgi alabilir veya ayrıntılı bilgi almak için 0216 553 22 23 telefon üzerinden bizimle iletişime geçebilir. İletişim bilgilerimiz için tıklayın[...]

Read more
 81

Instagram Hesabımı Kapatan Kişiye Karşı Marka Tescili Beni Korur mu?

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Instagram Hesabımı Kapatan Kişiye Karşı Marka Tescili Beni Korur mu?

Son yıllarda girişimcilerden, influencer’lara; KOBİ’lerden kurumsal firmalara kadar çok geniş bir kesimin ortak bir problemi var:
Instagram hesabım kapatıldı, kullanıcı adım alındı, şikâyetle hesabım uçtu.

Bu noktada akla gelen ilk soru genellikle şudur:
“Benim markam tescilli, buna rağmen hesabım kapatılabilir mi?”
Ya da tam tersi:
“Eğer markam tescilli olsaydı, bu başıma gelir miydi?”

Bu makalede, marka tescilinin Instagram gibi sosyal medya platformlarında ne ölçüde koruma sağladığını, hangi durumlarda güçlü bir silah, hangi durumlarda yetersiz kaldığını tüm açıklığıyla ele alacağız.

Sosyal Medya Hesapları Artık Dijital Varlık mı?

Kesinlikle evet.

Bugün Instagram hesabı:

  • Bir reklam mecrasıdır
  • Bir satış kanalıdır
  • Bir müşteri iletişim merkezidir
  • Hatta bazı işletmeler için ana işin kendisidir

Binlerce takipçisi olan bir hesabın kapanması, bazen fiziksel bir dükkânın mühürlenmesinden daha büyük maddi kayıp yaratabilir.

Bu nedenle “kullanıcı adı”, artık basit bir rumuz değil;
ticari değeri olan dijital bir varlıktır.

Instagram Hesapları Neye Göre Kapatılır?

Instagram (Meta), hesapları kendi kullanım şartları ve topluluk kuralları çerçevesinde kapatır.
Bu süreçlerde Türkiye’deki mahkemelerden çok, platform içi değerlendirmeler belirleyicidir.

Hesap kapatma nedenleri arasında şunlar yer alır:

  • Başkasının marka hakkını ihlal ettiği iddiası
  • Taklit veya yanıltıcı hesap şikâyeti
  • Ticari marka ihlali bildirimi
  • Yoğun şikâyet ve raporlama
  • Platform kurallarına aykırı içerik

İşte marka tescili tam olarak bu noktada devreye girer.

Marka Tescili Instagram’da Ne İşe Yarar?

Marka tescili, sosyal medya platformlarında doğrudan otomatik bir koruma sağlamaz.
Yani:

“Markam tescilli, kimse hesabımı kapatamaz”
düşüncesi yanlıştır.

Ancak şu da bir gerçektir:

Marka tescili, itiraz ve şikâyet süreçlerinde elinizdeki en güçlü hukuki belgedir.

En Sık Karşılaşılan Senaryo

Şu örnek çok yaygındır:

  • Siz bir Instagram hesabı açtınız
  • İşinizi büyüttünüz
  • Takipçi kazandınız
  • Bir gün hesabınız “marka ihlali” gerekçesiyle kapandı

Sebep çoğu zaman şudur:

  • Aynı veya benzer isimde tescilli bir marka sahibi, Instagram’a şikâyette bulunmuştur.

Eğer sizin markanız tescilsizse, savunmanız son derece zayıf olur.

Markanız Tescilli İse Ne Değişir?

Markanız tescilli ise:

  • Karşı tarafın “benim markam” iddiasına karşı resmî belge sunabilirsiniz
  • Instagram’ın “Trademark Counter-Notice” (karşı bildirim) mekanizmasını kullanabilirsiniz
  • Kullanıcı adının size ait ticari hakka dayandığını ispat edebilirsiniz

Bu durumda platform genellikle:

  • Hesabı otomatik olarak kapatmak yerine
  • Taraflar arasında hak sahipliğini değerlendirmeye alır

Yani marka tescili, hesabınızı otomatik korumaz, ama savunulabilir kılar.

Peki Marka Tescili Olmadan Hesap Kurtarılamaz mı?

Kurtarılabilir; ancak çok daha zordur.

Tescil yoksa genellikle şu savunmalar yapılır:

  • Uzun süredir kullanım
  • Ticari faaliyet yürütülmesi
  • Alan adı veya şirket unvanı benzerliği

Ancak bu savunmalar:

  • Platformlar açısından ikincil önemdedir
  • Çoğu zaman tescilli markaya karşı yeterli görülmez

Özetle:
Marka tescili yoksa, Instagram karşısında hukuki ağırlığınız çok düşer.

Kullanıcı Adı = Marka mı?

Çok kritik bir nokta:

Her Instagram kullanıcı adı otomatik olarak marka değildir.

Ancak:

  • Ticari faaliyette kullanılıyorsa
  • Ayırt edici bir isimse
  • Mal veya hizmet sunumuyla ilişkilendirilmişse

o kullanıcı adı, fiilen marka gibi değerlendirilir.

Bu nedenle sosyal medyada kullanılan isimlerin tescil edilmesi, yalnızca “ileride lazım olur” diye değil;
mevcut dijital varlığı korumak için de önemlidir.

Marka Tescili Hesabı Kapatana Karşı Dava Açma Hakkı Verir mi?

Evet, bazı durumlarda verir.

Eğer:

  • Hesabınızı kapattıran kişi haksızsa
  • Kendi adına tescilli olmayan bir marka iddiasında bulunuyorsa
  • Kötü niyetli şikâyet yapıyorsa
Marka tesciliniz varsa:
  • Haksız rekabet
  • Marka hakkına tecavüz
  • Kötü niyetli başvuru

gibi hukuki yollar gündeme gelebilir.

Ancak unutulmaması gereken nokta şudur:
Instagram, mahkeme değildir.
Önce platform içi süreçler, sonra gerekirse yargı yolu devreye girer.

En Büyük Yanılgı: “Tescil Varsa Instagram Her Zaman Beni Haklı Bulur”

Hayır.

Instagram şu unsurları birlikte değerlendirir:

  • Markanın tescil tarihi
  • Hesabın açılış tarihi
  • Kullanım amacı
  • Sektörel çakışma
  • Karıştırılma ihtimali

Yani marka tescili çok güçlü bir argümandır, ama tek başına mutlak garanti değildir.

Dijital Dünyada Marka Tescili Bir “Silah” mıdır?

Evet, ama doğru elde tutulursa.

Marka tescili:

  • Dijital platformlarda savunma aracıdır
  • Kullanıcı adı savaşlarında caydırıcıdır
  • Haksız şikâyetlere karşı hukuki zırhtır

Ama:

  • Yanlış sınıfta tescil edilmişse
  • Geç kalınmışsa
  • Profesyonel strateji olmadan yapılmışsa

beklenen etkiyi yaratmayabilir.

Sonuç: Dijital Varlıklar Fiziksel Dükkân Kadar Değerlidir

Bugün Instagram hesabı kapanan bir işletme için zarar:

  • Maddidir
  • İtibarsaldır
  • Zaman kaybıdır

Marka tescili, bu riskleri sıfırlamaz;
ama elinizdeki en güçlü koruma aracıdır.

Önemli olan:

  • Doğru ismi
  • Doğru sınıfta
  • Doğru stratejiyle
    tescil ettirmektir.

Dijital varlıklarınızı şansa bırakmayın.
Sosyal medya ve marka stratejiniz için Meslek Patent ve uzmanlarımıza danışabilirsiniz. Ekrandaki whatsapp ikonuna tıklayarak hemen bilgi alabilir veya ayrıntılı bilgi almak için 0216 553 22 23 telefon üzerinden bizimle iletişime geçebilir. İletişim bilgilerimiz için tıklayın[...]

Read more
 44

Benzer Bir Marka İtiraz Ederse Ödediğim Ücret Yanar mı?

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Marka tescili düşünen girişimcilerin aklındaki en can alıcı soru şudur:

“Ya biri itiraz ederse? O zaman ödediğim para boşa mı gidecek?”

Bu soru son derece haklıdır. Çünkü çoğu girişimci için marka tescili;
ilk tabela,
ilk ambalaj,
ilk web sitesi
gibi gerçek bir yatırım kalemidir.

Dolayısıyla “reddedilirse ne olur?” endişesi, marka tescili sürecinin en büyük psikolojik bariyeridir. Bu makalede, benzer bir marka itiraz ettiğinde hangi ücretlerin geri alınamayacağını, hangi risklerin öngörülebilir olduğunu ve en önemlisi bu risklerin baştan nasıl minimize edileceğini detaylı şekilde ele alacağız.

Marka Başvurusu Reddedilirse Gerçekten Para Yanar mı?

Kısa ve net cevap:
Evet, büyük ölçüde yanar.

Ancak bu cevabın arkasında önemli detaylar vardır.

Marka tescil sürecinde ödediğiniz ücretler temelde ikiye ayrılır:

  1. Resmî harçlar (Türk Patent ve Marka Kurumu)
  2. Vekillik ve danışmanlık ücretleri

Resmî Harçlar Geri Alınır mı?

Hayır.
Marka başvurusu yapıldığı anda ödenen resmî başvuru harçları iade edilmez.

Yani:

  • Marka başvurunuz itirazla reddedilse bile
  • İtiraz haklı bulunsa bile
  • Hiç tescil belgesi alamamış olsanız bile

Türk Patent’e ödenen harçlar geri ödenmez.

Bu durum birçok girişimci için sürprizdir ve genellikle “keşke baştan bilseydim” denilen noktadır.

Peki İtiraz Gelirse Ne Olur?

Marka başvurunuz Resmî Marka Bülteni’nde yayımlandıktan sonra 2 aylık itiraz süresi başlar.
Bu sürede, sizden önce tescilli veya başvurulu marka sahipleri itiraz edebilir.

İtiraz Edilmesi Ne Anlama Gelir?

  • Markanızın benzer bulunduğu iddia edilir
  • Aynı veya ilişkili mal/hizmet sınıflarında karışıklık yaratacağı savunulur
  • Önceki marka sahibinin haklarının ihlal edildiği ileri sürülür

İtiraz geldiğinde süreç otomatik olarak durmaz; ancak artık başvurunuz riskli bir aşamaya girmiş olur.

İtiraz Kabul Edilirse Ne Kaybedersiniz?

İtiraz kabul edilirse:

  • Marka başvurunuz kısmen veya tamamen reddedilir
  • Tescil belgesi alamazsınız
  • Ödenen resmî harçlar iade edilmez
  • Eğer markayı fiilen kullanmaya başladıysanız, ek maliyetler doğabilir

En önemlisi de şudur:
Zaman ve fırsat maliyeti kaybedersiniz.

Aylarca beklemiş, belki markaya alışmış, belki müşteri kitlesi oluşturmuş olabilirsiniz. Bunların hiçbiri hukuken sizi korumaz.

“Ama Ben Benzer Marka Olduğunu Bilmiyordum” Savunması Geçerli mi?

Maalesef hayır.

Marka hukukunda temel ilke şudur:

“Bilmemek, sonucu değiştirmez.”

Türk Patent ve Marka Kurumu, başvuru sahibinin iyi niyetli olup olmadığına değil,
markalar arasındaki benzerliğe ve karıştırılma ihtimaline bakar.

Bu nedenle:

  • “İlk defa iş kuruyordum”
  • “Araştırma yapmayı bilmiyordum”
  • “Sitede görünmüyordu”

gibi gerekçeler reddi engellemez.

Asıl Soru: Bu Reddedilme Riski Önceden Görülebilir mi?

İşte tam da bu noktada kritik soru ortaya çıkar:

“Benzer bir markanın itiraz etme ihtimali baştan öngörülebilir miydi?”

Cevap:
Çoğu zaman evet.

Ama bunun için yüzeysel değil, profesyonel bir Marka Benzerlik Araştırması gerekir.

Neden Basit Bir İsim Sorgulaması Yeterli Değildir?

Birçok girişimci şunu yapar:

  • TÜRKPATENT veri tabanına girer
  • Aynı kelimeyi yazar
  • “Birebir yok” diyerek rahatlar

Oysa itirazlar çoğu zaman birebir aynılıktan değil, benzerlikten gelir.

Marka Benzerliği Neye Göre Değerlendirilir?

  1. Görsel benzerlik
    (yazım, harf dizilimi, logo etkisi)
  2. İşitsel benzerlik
    (okunuş, vurgu, telaffuz)
  3. Kavramsal benzerlik
    (aynı çağrışım, aynı anlam dünyası)
  4. Mal ve hizmet sınıfları arasındaki ilişki

Bu analiz, otomatik arama motorlarıyla değil; tecrübe ve hukuki öngörüyle yapılır.

Profesyonel Marka Benzerlik Araştırması Ne Sağlar?

Doğru yapılmış bir marka benzerlik araştırması:

  • İtiraz gelme ihtimali yüksek markaları başta eler
  • Alternatif marka isimleri üretmenizi sağlar
  • Gerekirse sınıf stratejisini değiştirir
  • Boşa gidecek başvuru masrafını başlamadan engeller

Aslında burada verilen hizmet şudur:

“Reddedileceği yüksek ihtimal olan bir başvuruya para yatırmanızı engellemek.”

Bu, çoğu zaman başvuru ücretinden çok daha değerli bir kazançtır.

“Her Şeye Rağmen İtiraz Gelebilir mi?”

Evet.
Marka hukukunda %0 risk diye bir şey yoktur.

Ancak önemli olan şudur:

  • Risk öngörülmüş müydü?
  • Yönetilebilir miydi?
  • Alternatifler sunulmuş muydu?

Profesyonel danışmanlık, riski tamamen ortadan kaldırmaz;
ama sürprizi ortadan kaldırır.

Sonuç: En Büyük Kayıp Başvuru Ücreti Değil, Plansızlıktır

“Benzer marka itiraz ederse ödediğim ücret yanar mı?” sorusunun arkasında aslında şu korku vardır:

“Boş yere para harcamak istemiyorum.”

Bu korkunun çözümü:

  • Rastgele başvuru yapmak değil
  • “Nasıl olsa çıkar” demek değil
  • En ucuz yolu seçmek hiç değil

Çözüm; başvuru öncesinde doğru soruları sormak ve profesyonel analizle ilerlemektir.

Marka başvurunuzu şansa bırakmayın.
Benzerlik riskini baştan görmek için Meslek Patent ve uzmanlarımıza danışabilirsiniz. Ekrandaki whatsapp ikonuna tıklayarak hemen bilgi alabilir veya ayrıntılı bilgi almak için 0216 553 22 23 telefon üzerinden bizimle iletişime geçebilir. İletişim bilgilerimiz için tıklayın[...]

Read more
 57

Tescil Başvurusu Yaptığım An Markayı Kullanmaya Başlayabilir miyim?

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

 

Marka tescil süreciyle ilgili girişimcilerin en sık sorduğu sorulardan biri şudur:
“Başvuruyu yaptığım anda markayı kullanabilir miyim, yoksa 6–8 ay tescil belgesi gelene kadar beklemem mi gerekir?”

Bu soru son derece doğaldır. Çünkü girişimciler genellikle acelecidir:

  • tabela bastırılmıştır,
  • sosyal medya hesapları açılmak üzeredir,
  • ambalajlar hazırlanmıştır,
  • web sitesi yayına alınacaktır.

Ancak marka hukukunda “kullanabilirsin” ile “kullanman risksizdir” arasında çok önemli bir fark vardır. Bu makalede, marka başvurusu yapıldıktan sonra markayı kullanmanın hukuki dayanağını, risklerini, itiraz ihtimallerini ve en güvenli stratejileri detaylı şekilde ele alacağız.

Marka Tescil Süreci Kısaca Nasıl İşler?

Öncelikle sürecin temel aşamalarını netleştirelim:

  1. Marka başvurusu yapılır
  2. Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) şekli inceleme yapar
  3. Mutlak ret nedenleri yönünden inceleme yapılır
  4. Marka Resmî Marka Bülteni’nde yayımlanır
  5. 2 aylık itiraz süresi başlar
  6. İtiraz olmazsa (veya itiraz reddedilirse)
  7. Marka tescil edilir ve belge düzenlenir

Bu sürecin tamamı genellikle 6 ila 8 ay sürer.

Peki bu süre boyunca markayı kullanmak yasak mı?

Hayır.
Ama koşulsuz ve risksiz de değil.

Marka Başvurusu Yapıldıktan Sonra Kullanım Serbest mi?

Evet, marka başvurusu yapıldıktan sonra markayı fiilen kullanmanız mümkündür.
Türk hukukunda, “tescil belgesi gelmeden markayı kullanamazsın” şeklinde bir yasak yoktur.

Ancak burada kritik bir ayrım vardır:

Markayı kullanabilirsiniz, fakat bu kullanım size henüz tam ve kesin bir hukuki koruma sağlamaz.

Yani başvuru aşamasında:

  • Markayı tabelaya asabilirsiniz
  • Sosyal medyada kullanabilirsiniz
  • Ürün ambalajına basabilirsiniz
  • Web sitesi açabilirsiniz

Ama tüm bunları yaparken itiraz gelmesi ihtimalini göze almış olursunuz.

“™” ve “®” İşaretleri Arasındaki Fark

Bu noktada sık yapılan bir hataya da değinmek gerekir.

™ (Trademark) İşareti

  • Marka tescil edilmemiştir
  • Başvuru yapılmış veya yapılmamış olabilir
  • “Bu markayı ben kullanıyorum” mesajı verir
  • Hukuki garanti sağlamaz

® (Registered) İşareti

  • Marka resmen tescil edilmiştir
  • Tescil belgesi alınmadan kullanılması hukuka aykırıdır
  • Yanlış kullanımı cezai risk doğurur

Başvuru aşamasında olan bir markanın ® işaretiyle kullanılması yanlıştır ve ileride sorun yaratabilir.

Asıl Risk: İtiraz Gelirse Ne Olur?

Girişimcilerin çoğu “nasıl olsa başvuruyu yaptım” diyerek rahatlar.
Oysa asıl kritik dönem, bülten yayını sonrası 2 aylık itiraz süresidir.

Kimler İtiraz Edebilir?

  • Daha önce tescilli benzer marka sahipleri
  • Önceki tarihli başvuru sahipleri
  • Tanınmış marka sahipleri
  • Kimi durumlarda ticaret unvanı sahipleri

İtiraz Kabul Edilirse Ne Olur?

İtiraz kabul edilirse:

  • Marka başvurunuz kısmen veya tamamen reddedilir
  • Tescil alamazsınız
  • Ama siz bu süre boyunca markayı kullanmış olabilirsiniz

İşte sorun tam burada başlar.

Markayı Kullanmış Olmak Sizi Kurtarır mı?

Hayır.

Markayı başvuru aşamasında kullanmış olmanız:

  • Size otomatik bir hak kazandırmaz
  • İtirazı bertaraf etmez
  • Önceki hak sahibine karşı üstünlük sağlamaz

Aksine, eğer itiraz eden taraf haklı bulunursa:

  • Tabelaları söktürmek zorunda kalabilirsiniz
  • Ambalajları imha etmeniz gerekebilir
  • Sosyal medya hesaplarını kapatmanız gerekebilir
  • Hatta bazı durumlarda hak ihlali iddiasıyla tazminat riski doğabilir

Bu nedenle “kullanabilirim” demek, “sorunsuz kullanırım” anlamına gelmez.

En Büyük Hata: Ön Araştırma Yapmadan Kullanıma Başlamak

En sık karşılaşılan senaryo şudur:

“İsim hoşumuza gitti, başvuruyu yaptık, hemen tabelayı bastık.”

Oysa başvurudan önce yapılması gereken en kritik işlem:

Profesyonel Marka Araştırmasıdır

Sadece TÜRKPATENT veri tabanına bakmak çoğu zaman yeterli değildir.
Benzerlik değerlendirmesi;

  • Görsel
  • İşitsel
  • Kavramsal

boyutlarıyla yapılmalıdır.

Aksi halde, başvurusu yapılan ama itirazla düşmesi çok muhtemel bir markaya yatırım yapılmış olur.

Hangi Durumlarda Markayı Hemen Kullanmak Daha Güvenlidir?

Bazı durumlarda risk daha düşüktür:

  • Marka ayırt edici ve özgünse
  • Sektörde benzeri yoksa
  • Ön araştırma profesyonelce yapılmışsa
  • Tanınmış markalarla çağrışım yaratmıyorsa

Bu gibi durumlarda girişimciler genellikle markayı başvuru sonrası kontrollü şekilde kullanmayı tercih eder.

Kontrollü Kullanım Ne Demektir?

Kontrollü kullanım, şu anlama gelir:

  • Geri dönüşü zor maliyetlerden kaçınmak
  • Büyük ölçekli tabela, ambalaj, reklam yatırımlarını ertelemek
  • Dijital kullanımla (web, sosyal medya) sınırlı kalmak
  • İtiraz süresi dolana kadar temkinli davranmak

Bu yaklaşım, girişimciyi hem pazara geç çıkmaktan hem de olası büyük kayıplardan korur.

“6–8 Ay Beklemek Zorunda mıyım?” Sorusu Yanlış Sorudur

Aslında doğru soru şudur:

“Bu 6–8 aylık sürede hangi riskleri alıyorum ve bu riskleri nasıl yönetiyorum?”

Marka hukuku, sadece başvuru yapmaktan ibaret değildir.
Bu süreç bir risk yönetimi ve strateji sürecidir.

Doğru danışmanlıkla:

  • İtiraz ihtimali düşük markalar seçilir
  • Kullanım zamanlaması doğru planlanır
  • Girişimci gereksiz maliyetlerden korunur

Sonuç: Evet Kullanabilirsiniz, Ama Körü Körüne Değil

Özetle:

  • Marka başvurusu yaptıktan sonra markayı kullanabilirsiniz
  • Ancak tescil kesinleşmeden önce kullanım hukuki risk içerir
  • En büyük risk, itiraz gelmesi ve markayı kaybetmektir
  • Bu nedenle süreç, mutlaka stratejik ve profesyonel şekilde yönetilmelidir

Marka tescili bir “form doldurma” işlemi değil,
işin geleceğini doğrudan etkileyen bir karardır.

Markanızı hemen kullanmak istiyorsanız, riskleri baştan doğru yönetin.
Başvuru öncesi ve sonrası için profesyonel destek alın. Ekrandaki whatsapp ikonuna tıklayarak hemen bilgi alabilir veya ayrıntılı bilgi almak için 0216 553 22 23 telefon üzerinden bizimle iletişime geçebilir. İletişim bilgilerimiz için tıklayın[...]

Read more
 75

Şahıs Adına mı Yoksa Şirket Adına mı Marka Tescili Daha Avantajlı?

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

 

Yeni bir iş kurarken girişimcilerin karşısına çıkan en kritik sorulardan biri şudur: Marka tescili şahıs adına mı yoksa şirket adına mı yapılmalı?
Bu soru yalnızca hukuki bir tercih değil; aynı zamanda vergi planlaması, ortaklık yapısı, yatırım süreçleri ve gelecekte doğabilecek uyuşmazlıklar açısından stratejik bir karardır.

Bu makalede, şahıs adına marka tescili ile şirket adına marka tescilinin avantajlarını ve dezavantajlarını, farklı senaryolar üzerinden ele alacak; özellikle yeni kurulan işletmeler, start-up’lar, aile şirketleri ve ortaklı yapılar için hangi seçeneğin daha doğru olabileceğini detaylı şekilde inceleyeceğiz.

Marka Tescili Neden Bu Kadar Önemlidir?

Marka, bir işletmenin en değerli maddi olmayan varlığıdır. Ürün veya hizmetler zamanla değişebilir; ancak marka, güvenin ve bilinirliğin taşıyıcısıdır.
Marka tescili;

  • Üçüncü kişilerin aynı veya benzer markayı kullanmasını engeller
  • Hukuki koruma sağlar
  • Lisanslama ve franchising gelirlerinin önünü açar
  • Yatırım ve şirket değerlemesinde kritik rol oynar

Bu nedenle “tescil edelim de kimin adına olursa olsun” yaklaşımı, ileride ciddi mali ve hukuki riskler doğurabilir.

Şahıs Adına Marka Tescili Nedir?

Şahıs adına marka tescili, markanın gerçek kişi (birey) üzerine tescil edilmesi anlamına gelir. Şirket kurulmuş olsun ya da olmasın, marka bireyin mülkiyetindedir.

Şahıs Adına Marka Tescilinin Avantajları

1. Şirketten Bağımsız Koruma Sağlar

Şirket kapansa, iflas etse veya faaliyetini durdursa bile marka, şahsın mülkiyetinde kalır. Bu durum özellikle yeni girişimler için önemlidir.

2. Ortaklık Risklerine Karşı Güvence

İleride kurulacak şirketlerde veya ortaklıklarda, markanın şahsa ait olması, olası ortak ayrılıklarında büyük avantaj sağlar. Marka “ortak malı” haline gelmez.

3. Lisanslama Esnekliği

Şahıs, markayı kendi şirketine veya üçüncü kişilere lisanslayabilir. Bu durum özellikle birden fazla şirkette aynı markanın kullanılması planlanıyorsa stratejik avantaj yaratır.

4. Yeni Kurulan Girişimler İçin Düşük Riskli Başlangıç

Henüz şirket yapısı netleşmemiş, ortaklık görüşmeleri devam eden girişimler için şahıs adına tescil daha kontrollü bir başlangıç sunar.

Şahıs Adına Marka Tescilinin Dezavantajları

1. Vergisel Sonuçlar

Marka daha sonra şirkete devredilirse, bu devir harca ve olası vergi yüklerine konu olabilir.

2. Kurumsal Algı Zayıflığı

Yatırımcılar ve büyük iş ortakları, markanın şahıs adına olmasını bazen kurumsallık açısından olumsuz değerlendirebilir.

3. Şirket Değerlemesini Zorlaştırabilir

Marka şirket aktifinde yer almadığı için, şirketin maddi olmayan varlık değeri düşük görünebilir.

Şirket Adına Marka Tescili Nedir?

Şirket adına marka tescili, markanın tüzel kişi (Ltd. Şti., A.Ş. vb.) adına tescil edilmesidir. Marka, şirketin aktifinde yer alan bir varlık olur.

Şirket Adına Marka Tescilinin Avantajları

1. Kurumsal Sahiplik ve Güçlü Algı

Markanın şirket adına olması, müşteriler ve yatırımcılar nezdinde daha profesyonel bir izlenim yaratır.

2. Şirket Değerini Artırır

Marka, şirketin maddi olmayan duran varlığı olarak bilançoda yer alır. Bu durum özellikle yatırım, birleşme ve satış süreçlerinde büyük avantaj sağlar.

3. Vergisel Planlama Avantajları

Marka lisans gelirleri veya satış işlemleri şirket bünyesinde daha sistematik şekilde yönetilebilir.

4. Tek Çatı Altında Yönetim

Marka ile ilgili tüm hukuki işlemler (itiraz, dava, lisans, devir) doğrudan şirket tarafından yürütülür.

Şirket Adına Marka Tescilinin Dezavantajları

1. Ortaklık Ayrılıklarında Risk

Ortaklardan biri ayrıldığında, marka şirket bünyesinde kaldığı için ciddi uyuşmazlıklar çıkabilir. Marka, fiilen markayı yaratan kişi açısından “elinden çıkmış” olabilir.

2. Şirketin Mali Risklerine Maruz Kalır

Şirketin borçları, hacizleri veya iflası durumunda marka da risk altına girer.

3. Şirket Kapanırsa Marka da Tehlikeye Girer

Şirket tasfiye edildiğinde marka da tasfiye kapsamına girer.

Yeni Kurulan İşletmeler İçin Hangisi Daha Mantıklı?

Bu sorunun tek bir doğru cevabı yoktur. Ancak bazı genel stratejik yaklaşımlar vardır:

Şahıs Adına Tescil Daha Uygun Olan Durumlar

  • Ortaklık yapısı henüz net değilse
  • Girişim henüz test aşamasındaysa
  • İleride farklı şirketlerde aynı markanın kullanılması planlanıyorsa
  • Marka, kişisel bilgi birikimi veya kişisel itibarla özdeşleşiyorsa

Şirket Adına Tescil Daha Uygun Olan Durumlar

  • Ortaklık yapısı net ve güvenliyse
  • Yatırım alma hedefi varsa
  • Marka doğrudan şirket organizasyonu ile yaratılıyorsa
  • Uzun vadeli kurumsal büyüme hedefleniyorsa

En Güvenli Yol: Stratejik Marka Sahipliği Planlaması

Birçok profesyonel yapıda hibrit bir strateji uygulanır:

  • Marka önce şahıs adına tescil edilir
  • Ardından şirket ile lisans sözleşmesi yapılır
  • Gerekli olgunluğa ulaşıldığında kontrollü şekilde şirkete devredilir

Bu yöntem, hem kontrolü korur hem de kurumsal yapıya geçişi güvenli hale getirir.

Sonuç: Marka Tescili Hukuki Değil, Stratejik Bir Karardır

“Şahıs adına mı, şirket adına mı tescil?” sorusu basit bir başvuru sorusu değildir.
Bu karar;

  • Ortaklık yapınızı
  • Vergi planlamanızı
  • Yatırım potansiyelinizi
  • Gelecekteki hukuki risklerinizi

doğrudan etkiler.

Bu nedenle marka tescili süreci, yalnızca başvuru yapmakla sınırlı olmamalı; stratejik planlama hizmeti ile birlikte ele alınmalıdır.

Doğru kurgulanmış bir marka sahipliği yapısı, ileride onarılamayacak hataların önüne geçer ve markanızı gerçek bir değere dönüştürür.

Markanızı kimin adına tescil ettireceğinizden emin değil misiniz?
İş modelinize ve hedeflerinize en uygun marka stratejisini birlikte belirlemek için bizimle iletişime geçin. Ekrandaki whatsapp ikonuna tıklayarak hemen bilgi alabilir veya ayrıntılı bilgi almak için 0216 553 22 23 telefon üzerinden bizimle iletişime geçebilir. İletişim bilgilerimiz için tıklayın[...]

Read more
 99

Logom Değişirse Marka Tescilim Geçersiz mi Olur?

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Logom Değişirse Marka Tescilim Geçersiz mi Olur? İsim ve Şekil Koruması Hakkında Her Şey

Dijitalleşen dünyada markaların görsel kimlikleri, tüketici alışkanlıklarına ve tasarım trendlerine uyum sağlamak zorundadır. Birçok işletme, 5 veya 10 yıl önce tescil ettirdiği logosunu "rebranding" (yeniden markalaşma) süreçleri kapsamında günceller. Ancak bu noktada kritik bir soru ortaya çıkar: "Tescil belgemdeki eski logom, yeni halimi hala koruyor mu yoksa yeniden başvuru yapmalı mıyım?"

Bu sorunun cevabını doğru vermek için marka tescilinin iki temel sütunu olan Kelime (İbare) ve Şekil (Görsel) unsurlarını birbirinden ayırarak incelemek gerekir.

1. Markanın "Ruhu": Kelime (İbare) Koruması

Bir marka tescil başvurusunda markanın adı (örneğin: "Meslek Patent") tescil sistemine bir "ibare" olarak kaydedilir. Marka hukukundaki en güçlü koruma katmanı burasıdır.

İsim Hakkı Neden Sarsılmaz?

Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde yapılan başvurularda, markanın ismi tescil edildiği andan itibaren o sektörde (sınıflarda) tekel hakkı size geçer. logonuzun yanındaki amblemi değiştirseniz, fontunuzu modernleştirseniz veya renklerinizi tamamen farklılaştırsanız bile isminiz aynı kaldığı sürece o kelime üzerindeki korumanız devam eder.

Örnek: Dünyaca ünlü teknoloji devi Apple, yıllar içinde logosunu gökkuşağı renklerinden metalik griye ve nihayet düz siyah-beyaz tasarıma dönüştürdü. Ancak "Apple" ismi üzerindeki marka tescili, 42. sınıfta (yazılım/teknoloji) hala ilk günkü gücüyle korunmaktadır. Bir başkası, Apple ismini farklı bir logo tasarımıyla tescil ettirmeye çalışsa dahi, "karıştırılma ihtimali" nedeniyle bu başvuru reddedilir.

2. Markanın "Zırhı": Şekil (Logo) Koruması

Şekil koruması, markanızın görsel sunumunu kapsar. Bu; logodaki ikonlar, amblemler, harflerin özel istifi ve kullanılan spesifik renk kombinasyonlarıdır. Markanızı modernize ettiğinizde, aslında bu "zırhı" değiştirmiş olursunuz.

Şekil Değişikliğinde Karşılaşılan Hukuki Riskler

Marka hukuku (6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu), markanın "tescil edildiği haliyle" kullanılmasını emreder. Kanun, markanın ayırt edici karakterini değiştirmeyen küçük dokunuşlara izin verirken, esaslı değişiklikleri yeni bir marka olarak kabul eder.

  • Kullanmama Nedeniyle İptal Riski: Eğer logonuzu radikal bir şekilde değiştirdiyseniz ve eski logonuzu 5 yıl boyunca hiçbir yerde kullanmazsanız, art niyetli rakipler "Bu marka tescil edildiği haliyle kullanılmıyor" diyerek iptal davası açabilir.
  • İspat Zorluğu: Bir taklitçi sizin yeni logonuzu kopyaladığında, elinizdeki eski belgeyi kanıt olarak sunmak hukuki süreci karmaşıklaştırabilir. Mahkeme, "Tescilli logo ile kullanılan logo arasında organik bağ kopmuştur" kararı verebilir.

3. Esaslı Değişiklik mi, Tali Değişiklik mi?

Hangi durumda yeni tescil almanız gerektiğini anlamak için şu kıyaslamalara göz atalım:

Tali (Küçük) Değişiklikler (Genellikle Yeniden Tescil Gerektirmez)

  • Renk Güncellemesi: Markanızın lacivert rengini gece mavisine çekmek.
  • İnce Ayarlar: Logodaki çizgilerin biraz kalınlaştırılması veya gölge efektlerinin kaldırılması (flat tasarım).
  • Boyutlandırma: Logonun oranlarını bozmadan dijital platformlara uygun hale getirilmesi.

Esaslı (Büyük) Değişiklikler (Mutlaka Yeniden Tescil Gerekir)

  • Sembol Değişimi: Logoda duran bir "aslan" figürünün yerine "kartal" figürü gelmesi veya figürün tamamen kaldırılması.

4. Stratejik Öneriler: Markanızı Nasıl Korumalısınız?

Modernizasyon sürecinde Meslek Patent uzmanlarının önerdiği altın kurallar şunlardır:

  1. İbare Tescilini İhmal Etmeyin: Markanızı sadece logo olarak değil, "Kelime" (Standard Characters) olarak da tescil ettirin. Bu, her türlü görsel değişimde isminizi garanti altına alır.
  2. Siyah-Beyaz Tescil Avantajı: Yeni logonuzu tescil ettirirken siyah-beyaz (renksiz) başvuruyu tercih edin. Hukuken bu, logonun her renkteki kullanımını kapsayan daha geniş bir koruma sağlar.
  3. Kıdem Hakkınızı Koruyun: Yeni logo tescili alsanız dahi, eski tescil belgenizi hemen iptal etmeyin. Eski tarihli tescil, markanızın sektördeki geçmişini (kıdemini) kanıtlayan en büyük kozdur.

Sonuç: Markanızın Geleceğini Uzmanına Danışın

Özetle; logonuz değiştiğinde isminiz (ibare) hala sizinledir ancak görsel zırhınız (şekil koruması) zayıflamış olabilir. Modernizasyon sonrası hukuki açıklar vermemek ve markanızın itibarını korumak için profesyonel bir analiz şarttır.

Meslek Patent ile Güvende Kalın

Logo değişiminizin hukuki etkilerini sizin için ücretsiz analiz edelim. Yeni kimliğinizi vakit kaybetmeden koruma altına almak için uzman vekillerimizle iletişime geçin. Ekrandaki whatsapp ikonuna tıklayarak hemen bilgi alabilir veya ayrıntılı bilgi almak için 0216 553 22 23 telefon üzerinden bizimle iletişime geçebilir. İletişim bilgilerimiz için tıklayın[...]

Read more
 42

Marka Takip ve Koruma Hizmeti

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Marka Tescil Başvurum Kabul Edildikten Sonra Marka Takip ve Koruma Hizmeti Nasıl Çalışır ve Neden Önemlidir?

Bir markanın tescil edilmesi, hukuki korumanın başlangıç noktasıdır, sonu değil. Marka tescil belgesinin alınmasının ardından, markanın uzun vadeli değerini korumak için sistemli bir marka takip ve koruma sürecinin yürütülmesi gerekir. Aksi halde, benzer veya aynı markaların zaman içinde tescil edilmesi, markanın ayırt ediciliğini zayıflatabilir ve ciddi ticari kayıplara yol açabilir.

Marka takip ve koruma hizmeti

Marka takip ve koruma hizmeti, öncelikle resmî marka sicilinin düzenli olarak izlenmesiyle başlar. Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yapılan yeni marka başvuruları, belirli periyotlarla taranır ve tescilli marka ile aynı veya benzer ibareler tespit edilir. Bu izleme, yalnızca birebir aynılığı değil; görsel, işitsel ve anlamsal benzerlikleri de kapsar. Böylece, henüz tescil edilmeden önce potansiyel riskler erken aşamada fark edilir.

Tespit edilen benzer başvurular için ikinci aşama, hukuki değerlendirme ve risk analizidir. Her benzerlik, otomatik olarak itiraz edilmesi gereken bir durum değildir. Mal ve hizmet sınıflarının örtüşmesi, hedef tüketici kitlesi ve markaların genel izlenimi birlikte değerlendirilir. Bu analiz sonucunda müşteriye, hangi başvurulara itiraz edilmesinin gerçekten gerekli olduğu, hangilerinin ise tolere edilebilir olduğu açıkça raporlanır. Bu yaklaşım, gereksiz itiraz maliyetlerinin önüne geçer.

Takip hizmetinin üçüncü aşaması, itiraz ve müdahale sürecinin yönetilmesidir. İtiraz edilmesine karar verilen başvurular için, yasal süreler kaçırılmadan profesyonel gerekçelerle itiraz dilekçeleri hazırlanır ve süreç baştan sona takip edilir. Bu noktada zamanlama kritik öneme sahiptir; çünkü marka hukukunda kaçırılan süreler telafisi mümkün olmayan hak kayıplarına yol açabilir.

Marka koruma hizmeti yalnızca resmî sicille sınırlı değildir. Markanın pazaryerleri, internet siteleri ve sosyal medya üzerindeki izinsiz kullanımları da takip edilebilir. Tescilli markaya dayanarak, haksız kullanımlar için platform içi kaldırma talepleri veya hukuki bildirimler yapılabilir. Bu sayede marka, dijital dünyada da aktif biçimde korunmuş olur.

Son olarak, marka takip hizmeti müşteriye stratejik bir farkındalık sağlar. Rakiplerin hangi alanlara yöneldiği, sektörün nasıl şekillendiği ve markanın hangi alanlarda güçlendirilmesi gerektiği konusunda düzenli bilgi akışı sunar. Böylece marka, yalnızca korunmaz; aynı zamanda bilinçli şekilde yönetilir.

Markanızı Tescil Ettirdikten Sonra Sahipsiz Bırakmayın

Marka tescili bir belge değil, yaşayan bir haktır. Meslek Patent olarak, markanız tescil edildikten sonra da kesintisiz takip, etkin itiraz ve dijital koruma hizmetleri ile yanınızda olmaya devam ediyoruz.

Marka takip ve koruma hizmetimiz hakkında ücretsiz bilgi alın.
Markanızı geleceğe güvenle taşıyalım.

Korunan marka, değer kazanan markadır. Ekrandaki whatsapp ikonuna tıklayarak hemen bilgi alabilir veya ayrıntılı bilgi almak için 0216 553 22 23 telefon üzerinden bizimle iletişime geçebilir. İletişim bilgilerimiz için tıklayın[...]

Read more
 38

Hakkımızda

Meslek Patent Logo

Patent, marka ve tasarım tescilleri alanında hizmet vermek üzere 2007 yılında kurulan Protech Teknolji Danışmanlık Ltd. Şti. bünyesinde barındırdığı fikri mülkiyet uzmanları ile Türkiye'de yaratılan buluşlara patent tescili, ortaya çıkarılan orijinal tasarımlara endüstriyel tasarım tescili ve ürün isimleri, firma isimleri vb. işaretlerin korunması hususunda marka tescili konusunda müşterilerine titiz, profesyonel, süratli ve uygun fiyat politikalarına sadık kalarak danışmanlık hizmeti vermektedir.