Farklı Bir Sektördeki Markanın Aynısını Kendi Sektörümde Kullanabilir miyim?
Marka tesciliyle ilgilenen herkesin mutlaka sorduğu, hatta çoğu zaman yanlış varsayımlarla cevapladığı kritik bir soru vardır:
“Bir marka başka bir sektörde tescilliyse, ben aynı markayı kendi sektörümde kullanabilir miyim?”
Örneğin:
“X” markası mobilya sektöründe tescilliyse,
ben “X” markasını gıda sektöründe kullanabilir miyim?
Bu soru, marka hukukunun en temel ama aynı zamanda en yanıltıcı alanlarından birine temas eder:
sınıfsal koruma ve tanınmış marka istisnası.
Bu makalede;
-
Markaların sınıf sistemi nasıl çalışır?
-
“Aynı marka, farklı sektör” gerçekten mümkün mü?
-
Hangi durumlarda mümkün değildir?
-
Tanınmış markalar neden her sektörde engel çıkarır?
-
Yanlış varsayımlar hangi riskleri doğurur?
tüm yönleriyle ele alacağız.
Marka Tescilinde “Sınıf” Ne Anlama Gelir?
Marka tescilleri, Nice Sınıflandırması adı verilen uluslararası bir sistemle yapılır.
Bu sistemde:
- 45 farklı sınıf vardır
- 1–34 arası: Mal sınıfları
- 35–45 arası: Hizmet sınıfları
Örneğin:
- Mobilya → Sınıf 20
- Gıda ürünleri → Sınıf 29, 30, 31
- Restoran hizmetleri → Sınıf 43
Marka tescili, seçilen sınıflarla sınırlı bir koruma sağlar.
İşte bu noktada birçok kişi şu sonuca atlar:
“O zaman başka sınıfta aynısını kullanabilirim.”
Ama iş o kadar basit değildir.
Genel Kural: Evet, Ama Şartlı
Marka hukukunun genel kuralı şudur:
Bir marka, tescilli olduğu sınıflar ve bunlarla ilişkili sınıflar bakımından korunur.
Yani:
- Mobilya sınıfında tescilli bir marka
- Gıda sınıfında otomatik olarak koruma sağlamaz
Bu nedenle, ilk bakışta:
- “X” mobilya markası varken
- “X” gıda markası teorik olarak mümkün gibi görünür
Ancak burada devreye iki kritik istisna girer:
- Sektörel ilişki (bağlantı)
- Tanınmış marka
1. Sektörler Gerçekten Birbirinden Bağımsız mı?
Sınıflar farklı olsa bile, bazı sektörler hukuken ilişkili kabul edilir.
Örneğin:
- Gıda ürünleri (29–30)
- Restoran hizmetleri (43)
Teknik olarak farklı sınıflardır, ama:
- Aynı tüketici kitlesine hitap eder
- Aynı ticari kaynaktan gelmesi beklenebilir
Bu durumda:
“Farklı sınıf” savunması çoğu zaman işe yaramaz.
Örnek Senaryo
“X” markası:
- Paketli gıda ürünleri için tescilli
Siz:
- “X” adıyla restoran açmak istiyorsunuz
Sınıflar farklı olsa bile:
- Tüketici, restoranın gıda markasıyla bağlantılı olduğunu düşünebilir
Sonuç:
- Karıştırılma ihtimali oluşur
- İtiraz veya ret riski yükselir
2. Asıl Büyük Engel: Tanınmış Marka
Şimdi işin en kritik ve en çok yanılgıya düşülen kısmına gelelim.
Tanınmış Marka Nedir?
Tanınmış marka:
- Toplumun geniş bir kesimi tarafından bilinen
- Belirli bir kalite ve imajla özdeşleşmiş
- Sadece kendi sektöründe değil, genel bilinirliğe sahip markadır
Örnekler:
- Apple
- Nike
- Coca-Cola
- Mercedes
Bu markalar için sınıf sınırı neredeyse anlamını yitirir.
Tanınmış Markalar Neden Her Sektörde Engel Olur?
Çünkü hukuk şunu söyler:
Tanınmış bir markanın itibarı, başka bir sektörde haksız şekilde sömürülemez.
Yani:
- Apple bilgisayar üretiyor diye
- “Apple” adıyla zeytinyağı satamazsınız
Neden?
- Çünkü tüketici zihninde bağ kurulabilir
- Markanın itibarı istismar edilmiş olur
- Tanınmış markanın ayırt ediciliği zedelenir
Bu durumda:
- Sınıf farklılığı hiçbir koruma sağlamaz
“Ama Ben Kopyalamıyorum, Sadece Aynı İsim” Savunması Yeterli mi?
Hayır.
Marka hukukunda önemli olan:
- Niyet değil, etkidir
Eğer:
- Aynı isim kullanımı
- Tanınmış markanın çağrışımını doğuruyorsa
“Ben kötü niyetli değildim” savunması genellikle dikkate alınmaz.
Tanınmış Olmayan Markalarda Durum Daha mı Rahat?
Evet, ama yine de otomatik değil.
Eğer bir marka:
- Çok dar bir sektörde kullanılıyorsa
- Yerel veya sınırlı bilinirliğe sahipse
- Başka sektörlerle bağlantısı yoksa
o zaman farklı sınıflarda aynı ibarenin birlikte var olması mümkündür.
Türkiye’de bunun birçok örneği vardır:
- Aynı isimle farklı sektörlerde faaliyet gösteren firmalar
- Hukuken birbiriyle çakışmayan markalar
Ama bu durum her zaman detaylı analiz gerektirir.
En Büyük Yanılgı: “Tescilli Değilse Kullanırım”
Bir markanın:
- Tescilli olmaması
- Veya sizin sınıfınızda tescilli olmaması
o markanın engel olmayacağı anlamına gelmez.
Şu unsurlar da dikkate alınır:
- Uzun süreli fiili kullanım
- Ticaret unvanı
- Tanınmışlık iddiası
- Önceye dayalı haklar
Bu nedenle sadece sicile bakarak karar vermek, ciddi risk yaratır.
Peki Doğru Karar Nasıl Verilir?
Bu sorunun cevabı tek kelimeyle özetlenebilir:
Profesyonel Marka Benzerlik ve Çakışma Analizi
Bu analizde şunlar değerlendirilir:
- Markaların görsel, işitsel ve kavramsal benzerliği
- Sınıflar arası ilişki
- Tüketici algısı
- Tanınmışlık riski
- Olası itiraz senaryoları
Bu yapılmadan:
- “Farklı sektör, sorun olmaz” demek
- En sık yapılan ve en pahalıya patlayan hatadır
Sonuç: Evet Mümkün, Ama Sandığınız Kadar Kolay Değil
“Farklı bir sektördeki markanın aynısını kendi sektörümde kullanabilir miyim?” sorusunun gerçek cevabı şudur:
Evet, bazı durumlarda mümkündür.
Ama bu, otomatik bir hak değildir.
Sınıf farkı:
- Bir avantajdır
- Ama mutlak koruma değildir
Tanınmış markalar:
- Sektör tanımaz
- Sınıf dinlemez
Bu nedenle doğru strateji:
- Önce analiz
- Sonra başvuru
- En son yatırım
olmalıdır.
Marka seçiminizi varsayımlarla değil, analizle yapın.
Sınıf ve tanınmış marka risklerini görmek için Meslek Patent ve uzmanlarımıza danışabilirsiniz. Ekrandaki whatsapp ikonuna tıklayarak hemen bilgi alabilir veya ayrıntılı bilgi almak için 0216 553 22 23 telefon üzerinden bizimle iletişime geçebilir. İletişim bilgilerimiz için tıklayın.

