Marka tescili düşünen girişimcilerin aklındaki en can alıcı soru şudur:
“Ya biri itiraz ederse? O zaman ödediğim para boşa mı gidecek?”
Bu soru son derece haklıdır. Çünkü çoğu girişimci için marka tescili;
ilk tabela,
ilk ambalaj,
ilk web sitesi
gibi gerçek bir yatırım kalemidir.
Dolayısıyla “reddedilirse ne olur?” endişesi, marka tescili sürecinin en büyük psikolojik bariyeridir. Bu makalede, benzer bir marka itiraz ettiğinde hangi ücretlerin geri alınamayacağını, hangi risklerin öngörülebilir olduğunu ve en önemlisi bu risklerin baştan nasıl minimize edileceğini detaylı şekilde ele alacağız.
Marka Başvurusu Reddedilirse Gerçekten Para Yanar mı?
Kısa ve net cevap:
Evet, büyük ölçüde yanar.
Ancak bu cevabın arkasında önemli detaylar vardır.
Marka tescil sürecinde ödediğiniz ücretler temelde ikiye ayrılır:
- Resmî harçlar (Türk Patent ve Marka Kurumu)
- Vekillik ve danışmanlık ücretleri
Resmî Harçlar Geri Alınır mı?
Hayır.
Marka başvurusu yapıldığı anda ödenen resmî başvuru harçları iade edilmez.
Yani:
- Marka başvurunuz itirazla reddedilse bile
- İtiraz haklı bulunsa bile
- Hiç tescil belgesi alamamış olsanız bile
Türk Patent’e ödenen harçlar geri ödenmez.
Bu durum birçok girişimci için sürprizdir ve genellikle “keşke baştan bilseydim” denilen noktadır.
Peki İtiraz Gelirse Ne Olur?
Marka başvurunuz Resmî Marka Bülteni’nde yayımlandıktan sonra 2 aylık itiraz süresi başlar.
Bu sürede, sizden önce tescilli veya başvurulu marka sahipleri itiraz edebilir.
İtiraz Edilmesi Ne Anlama Gelir?
- Markanızın benzer bulunduğu iddia edilir
- Aynı veya ilişkili mal/hizmet sınıflarında karışıklık yaratacağı savunulur
- Önceki marka sahibinin haklarının ihlal edildiği ileri sürülür
İtiraz geldiğinde süreç otomatik olarak durmaz; ancak artık başvurunuz riskli bir aşamaya girmiş olur.
İtiraz Kabul Edilirse Ne Kaybedersiniz?
İtiraz kabul edilirse:
- Marka başvurunuz kısmen veya tamamen reddedilir
- Tescil belgesi alamazsınız
- Ödenen resmî harçlar iade edilmez
- Eğer markayı fiilen kullanmaya başladıysanız, ek maliyetler doğabilir
En önemlisi de şudur:
Zaman ve fırsat maliyeti kaybedersiniz.
Aylarca beklemiş, belki markaya alışmış, belki müşteri kitlesi oluşturmuş olabilirsiniz. Bunların hiçbiri hukuken sizi korumaz.
“Ama Ben Benzer Marka Olduğunu Bilmiyordum” Savunması Geçerli mi?
Maalesef hayır.
Marka hukukunda temel ilke şudur:
“Bilmemek, sonucu değiştirmez.”
Türk Patent ve Marka Kurumu, başvuru sahibinin iyi niyetli olup olmadığına değil,
markalar arasındaki benzerliğe ve karıştırılma ihtimaline bakar.
Bu nedenle:
- “İlk defa iş kuruyordum”
- “Araştırma yapmayı bilmiyordum”
- “Sitede görünmüyordu”
gibi gerekçeler reddi engellemez.
Asıl Soru: Bu Reddedilme Riski Önceden Görülebilir mi?
İşte tam da bu noktada kritik soru ortaya çıkar:
“Benzer bir markanın itiraz etme ihtimali baştan öngörülebilir miydi?”
Cevap:
Çoğu zaman evet.
Ama bunun için yüzeysel değil, profesyonel bir Marka Benzerlik Araştırması gerekir.
Neden Basit Bir İsim Sorgulaması Yeterli Değildir?
Birçok girişimci şunu yapar:
- TÜRKPATENT veri tabanına girer
- Aynı kelimeyi yazar
- “Birebir yok” diyerek rahatlar
Oysa itirazlar çoğu zaman birebir aynılıktan değil, benzerlikten gelir.
Marka Benzerliği Neye Göre Değerlendirilir?
- Görsel benzerlik
(yazım, harf dizilimi, logo etkisi) - İşitsel benzerlik
(okunuş, vurgu, telaffuz) - Kavramsal benzerlik
(aynı çağrışım, aynı anlam dünyası) - Mal ve hizmet sınıfları arasındaki ilişki
Bu analiz, otomatik arama motorlarıyla değil; tecrübe ve hukuki öngörüyle yapılır.
Profesyonel Marka Benzerlik Araştırması Ne Sağlar?
Doğru yapılmış bir marka benzerlik araştırması:
- İtiraz gelme ihtimali yüksek markaları başta eler
- Alternatif marka isimleri üretmenizi sağlar
- Gerekirse sınıf stratejisini değiştirir
- Boşa gidecek başvuru masrafını başlamadan engeller
Aslında burada verilen hizmet şudur:
“Reddedileceği yüksek ihtimal olan bir başvuruya para yatırmanızı engellemek.”
Bu, çoğu zaman başvuru ücretinden çok daha değerli bir kazançtır.
“Her Şeye Rağmen İtiraz Gelebilir mi?”
Evet.
Marka hukukunda %0 risk diye bir şey yoktur.
Ancak önemli olan şudur:
- Risk öngörülmüş müydü?
- Yönetilebilir miydi?
- Alternatifler sunulmuş muydu?
Profesyonel danışmanlık, riski tamamen ortadan kaldırmaz;
ama sürprizi ortadan kaldırır.
Sonuç: En Büyük Kayıp Başvuru Ücreti Değil, Plansızlıktır
“Benzer marka itiraz ederse ödediğim ücret yanar mı?” sorusunun arkasında aslında şu korku vardır:
“Boş yere para harcamak istemiyorum.”
Bu korkunun çözümü:
- Rastgele başvuru yapmak değil
- “Nasıl olsa çıkar” demek değil
- En ucuz yolu seçmek hiç değil
Çözüm; başvuru öncesinde doğru soruları sormak ve profesyonel analizle ilerlemektir.
Marka başvurunuzu şansa bırakmayın.
Benzerlik riskini baştan görmek için Meslek Patent ve uzmanlarımıza danışabilirsiniz. Ekrandaki whatsapp ikonuna tıklayarak hemen bilgi alabilir veya ayrıntılı bilgi almak için 0216 553 22 23 telefon üzerinden bizimle iletişime geçebilir. İletişim bilgilerimiz için tıklayın.

